Blog

ileEda Bohur

Bembeyaz bir geceden ışıl ışıl parıldayan yüreklere selam olsun.

Gökyüzü kırmızı, ağaçlar beyaz, yerler beyaz, arabalar beyaz, yürekler beyaz, ruhlar beyaz bu akşam. Heryer herşey bembeyaz bu gece İstanbul’da. Bugün kamyonlar dolusu kar var İstanbul sokaklarında. Umut var. Evlerde penceresinin önüne geçmiş dışarıyı izleyen huzurlu insanlar var. Işıkları kapayıp mum ışığında oturan sevgililer var ya da sevdiği uzakta olduğu için onu hayal edenler. Derinden çalan bir müzik açmışlar ve sırtlarında birer kazak. Kimisi kestane pişirmiş kimisi çay demlemiş. Çocuklar var sokaklarda kartopu oynayan.

Güzel memleketimde umudun tükenmeye başladığı bugünlerde karın beyazlığı yüreklere ışık oldu.
Devamını oku

ileEda Bohur

Ruhunla Hissettiğin

ASIL DOYURAN RUHUN HİSSETİĞİ

Bazı rüyalar vardır hiç uyanmak istemediğin. Çok sevdiğin uzaktaysa görürsün bu rüyaları genelde. Ulaşamayacak kadar uzaksan daha sık görürsün hatta. Ona sarılmak, dokunmak, elini tutmak paha biçilemezdir. Dönmesi imkansızdır ama dönmüştür işte…Gelmez diyenlere inat görürsün bu rüyaları belki de. Kokusunu duyarsın, şefkatini hissedersin. Sesi kulaklarında çınlar. Ne müthiştir rüyalar böyle zamanlarda. Bazen tamamen hatırlayamazsın rüyayı. Hatırlamana da gerek yok çünkü hatırlamasan da bütün duyuların yaşamıştır orada olanları. Hepsi doymuştur…

Onu özleyen tenin özlediğinin sıcaklığını hissetmiştir, eli eline; yüzü yüzüne değmiştir. Yüzü yumuşacık ve elleri hala biraz serttir. Saçını okşarken hep sürdüğü o kırmızı ojeler dikkatine çeker. Onu yeniden görmek paha biçilmezdir gözlerin için. Yürüyüşü, oturuşu ve gülüşüyle tam karşındadır. Bakmaya doyamayan gözlerin özlem gidermiştir, sen uyanınca gördüğünü hatırlamasan da. Ama duymak ve dahası koklamak özleyip ulaşamadığını paha biçilemeyecek kadar değerlidir. Çünkü yıllar olmuştur ve sakladığın kıyafetlerde kokusu kalmamıştır artık. Oysa ne kadar da özenle saklamıştın yıllarca. Yatağın altından çıkan ve hurca sinen kokusu gitmesin diye yıkamadığın rengarenk hurçların içinde muhafaza etmiştin. Fermuarını bile azıcık açardın kokusu uçup gitmesin diye.

Devamını oku

ileEda Bohur

Beylerbeyini Keşif

TARİHİ, HUZURU VE DENİZİ KOKLAMAK İÇİN BEYLERBEYİ

Güneşin hem bütün canlılığıyla parladığı hem de terletmediği bahar günleri,  çevreyi keşfetmenin en güzel zamanıdır bence.
Koşuşturma ve kargaşanın içinde boğulmuşken bir pazar günü nefes alabileceğiniz bir yer Beylerbeyi.  Bu güzel  İstanbul mahallesinde hem denizi, hem de tarihi koklayabilirsiniz. İstanbul’un göbeğinde, birinci köprünün ayağında aslında İstanbul gürültüsünün tam da ortasında gibi gözükürken, içeriye doğru girdikçe ayak seslerinizi duyabileceğiniz kadar huzurlu bir yer.

Beylerbeyi’ne  adım atmanızla beraber karşınıza çıkan ilk yapı Beylerbeyi Sarayıdır. Sultan 2.Mahmut  tarafından ahşap olarak inşa edilen saray yandıktan sonra Sultan Abdülaziz (1863-1865) tarafından yeniden yaptırılarak bugünkü halini almıştır. Yazlık olarak kullanılan sarayın havuzunu, birinci köprüden araçla geçerken, aşağıya baktığınızda görebilirsiniz. Sarayın bahçesinde deniz kenarına inşa edilen haremlik ve selamlık bahçesi olarak kullanılan iki yapı, bence sarayın en keyifli yerleridir. Saray, pazartesi ve perşembeleri kapalı. Ama Sarayda yalnız olmak isterseniz bugünlerde sarayın bahçe kısmına oturup çayınızı yudumlayabilirsiniz.

Devamını oku